Vintage Seremoni



Aşkı nostaljik bir düğün ile ölümsüzleştirmek mi? Sıkıcı bir romantikten, daha 5 yaşında yaşamaya başladığı nostaljiyi değil belki ancak yaşamayı hayal ettiği “eski” kokan o düğünü dinlemekten daha keyfifli ne olabilir? Tören yerine nefes kesici okyanus manzarasına bakan çarpıcı bir kemer ağaç öncülük ediyor.. Davetlilerin elinde zarif desenler ile süslenmiş zarflar içerisinde,kabartmalı kağıtlar, ve deniz kabukları ile detaylandırılmış davetiyeler… klasik bavul üzeri servis edilen kenarlarında isimlerinin yazdığı ufak kartların iliştirildiği şeker rengi limonataları alıyor,ve yerlerine geçiyorlar , hayalimizdeki gibi “bizimle ferahlıyorlar”. Fransız Danteli ve köpüklü inci ile hayat bulmuş bir diamante gelinlik üzerimde, o yolda “La vie en rose” eşliğinde yürürken, ve nostaljik rüzgarlar eserken davetliler hangi tarihte olduğumu nasıl unutabilir? diye düşünüyorum.. elime aldığım eflatun rengi ortancaları atacağım zamanı düşünüp, bugüne kadar katıldığım düğünlerde kaç çiçeği yakaladığımı hatırlıyorum ve işte sıra bende.. Eski çalar saatler ve lambaderlerin süslediği masalarda tarih yazılı şarap mantarları, aşkı, sadakati ve tevazuyu simgeleyen mavi renkte kurutulmuş çiçekler,lavanta kokulu bembeyaz örtüler etraflarında pembe kırmızı sarı kurdelalar bağlanmış sandalyeler.. aralarından yürüyorum,kemere yaklaşıyorum.. aile yadigarı bir mücevher kutusu açılıyor ve yılların izlerini üzerinde taşıyan renkli taşlar ile bezenmiş bronz gotik tarzı mine bir yüzük parmağımı süslüyor..en anlamlısı geçmişimi “geleceğim” ile mühürleyeceğim o öpücük ile irkiliyorum.. Krem ve şeftali renkli bir düğün benimki; 7 harfli… Aşkın şifresi ise nostaljik detaylarında gizli…